KUTSAL NUR
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ZÜMRÜT TABLET

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 6:42 pm

Zümrüt Tablet
Zümrüt Tablet Metinin Tarihi

Hermetik yazılar içinde en önemlisi kuşkusuz Zümrüt tablettir. Orta Çağlardan bu yana bu metin bir çok okültistin dikkatini çekmiş, farklı yorumları yapılmıştır.

Metinden ilk olarak Albertus Magnus, De Mineralibus adlı eserinde bahseder. Buna göre Hermes’in mezarı İskender tarafından bulunmuş olup tabletler burada açığa çıkmıştır.

En yaygın söylence, bu tabletlerin, Hermes’in lahitinin olduğu yerde, ellerinin arasında bulunmuş olduğudur. Burada sembolik bir ifade kullanıldığı da varsayılabilir. Tabletlerin Zümrüt olması önce bu taşın Hermes’ e ait bir taş olduğunu akla getirmektedir, ancak zümrüt yeşil rengi ile ekini sembolize ettiği gibi, okült gelenekte bilgelik sembolü olarak da kullanılmıştır. Bu tabletlerin içeriğinin hermetik bilgelik olduğu düşünülürse bu yazıların zümrüt tablet üzerine yazılmış olmasının anlamı daha iyi gözükür. Zümrüt Hıristiyanlık’da da inancı sembolize etmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 6:43 pm

Hermetik yazıların bir çoğu Helenleşmiş Mısır’a aittir. Bu yazıların da orijinal Yunanca metninin varolduğu varsayılmış, ancak bugüne kadar eksiksiz metin bulunamamıştır. Sadece yirmiye yakın Arapça versiyona rastlanmıştır.

Zümrüt tablet hakkında elimizde olan ilk versiyon Tyan’lı Apollonios’a aittir. (Apollonios Arapça metinlerde Balinus olarak geçer.) İsa’dan sonra birinci yüzyılda yaşamış olan Apollonios Yeni-Pitagorasçı filozoflar arasında önemli bir yer tutmakla birlikte, döneminde okült bilgisi ile de tanınmıştır. Ayrıca büyü ve simya üzerine kitapları vardır.

Apollonios’a atfedilen en önemli kitaplarından biri de “Yaradılış’ın Sır Kitabı”dır. (Kitab-ı Sırrı Al-Halika). Bu kitapta Zümrüt Tablet metninin bir versiyonu bulunmaktadır. Bu kitabın Sagiyus isimli bir din adamı tarafından Altıncı yüzyılda Arapça’ya çevrildiği söylenir, ancak orijinal Yunanca metin bulunamamıştır.

Kitabın giriş kısmı oldukça ilginçtir. Bu kısmın bir bölümünde bu yazıları nasıl bulduğunu Balinus kendi ağzından anlatır :

« Yaşadığım yerde tahta bir sütunun üzerine dikilmiş bir heykel vardı. Sütun üzerinde şu yazılar okunuyordu : “Ben kendisine ilim verilmiş olan Hermes’im; eserim önce herkese açıktı, ancak daha sonra, benim kadar bilge biri tarafından yeniden bulunsun diye, sanatımı sakladım.” Heykelin göğsünde ise eski dilde yazılmış şu yazılar vardı : “Eğer birisi varlıkların yaratılışının sırlarını merak ediyorsa ayaklarımın altına baksın”

Herkes bu heykeli görmeye gelirdi ve ayaklarına bakıp bir şey bulamazlardı. Ben ise , küçük , zavallı bir çocuktum .

Fakat büyüyünce, kuvvetlenince , göğsünün üzerindeki yazıyı okudum ve anlamını kavradım. Ve hemen sütunun altını kazmaya başladım. Toprağın altında içine güneş ışığı girmeyen karanlık bir geçit buldum. Burada bir meşale de yakmaya çalışmak da boşunaydı , çünkü sürekli esen rüzgar buna izin vermiyordu.

Karanlık yüzünden keşfettiğim yere giremiyordum, ve rüzgarın gücü ışığın yanmasına izin vermiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 6:44 pm

Tedirgin bir uykuya daldığımda yüzü bana benzeyen bir ihtiyar karşımda belirdi ve bana seslendi : “Kalk Balinus ve yeraltına gir; bu yol seni yaratılışın sırrına götürecek ve Doğa’nın nasıl oluştuğunu göreceksin”

“Karanlık hiçbir şeye izin vermiyor ve ışık rüzgara dayanmıyor” diye yanıtladım.

O zaman bana dedi ki : “Balinus , ışığını şeffaf bir kabın içine koy, böylece rüzgardan korunmuş olacaktır. Ve seni karanlıkta aydınlatacaktır. “

Bu sözler benim ruhumu neşe ile doldurdu ve isteğime ulaşacağımı hissettim. Ona seslendim : “ Siz kimsiniz? , bu büyük iyilik için kime minnettarım?”

“ Ben senin yaratıcınım , mükemmel olan! “

O anda neşe içinde uyandım , onun bana söylediği gibi ışığı şeffaf bir kabın içine koydum ve yeraltına girdim.

Orada altın bir tahtın üzerinde oturan yaşlı bir adam gördüm . Elinde zümrüt bir tablet tutuyordu ve tabletin üzerinde “Doğa’nın varoluşu buradadır” diye yazıyordu. Önünde duran kitapta ise “Bütün varolanların yaradılış sırrı ve her şeyin nedenlerinin bilimi buradadır.” diye yazıyordu.

Bu kitabı korkusuzca aldım ve buradan çıktım. Bu Bütün Varolanların Yaradılış Sırrı kitabında yazan her şeyi öğrendim ; Doğa’nın nasıl varolduğunu anladım ve her şeyin nedenlerinin bilgisine eriştim. İlimim beni meşhur etti. Tılsım ve olağanüstü şeylerin bilgilerini öğrendim ; dört elementin birleşmelerini, çekimlerini, itimlerini tanıdım. »

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 6:49 pm

Zümrüt Tablet Tercümesi:

Hermes Trimegistis’in Simya üzerine Zümrüt Tableti

Hermes’in cesedinin bulunduğu karanlık mağarada , ellerinin arasında bulunmuş , Zümrüt tablet üzerine yazılı sırları :

Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.

Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.

Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.

Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter .

Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı

Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.

Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi ; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.

Dünya da böyle yaratıldı.

Hayranlık verici biçimler bundan çıktı , bunların ortamı buradadır.

Bu yüzden bana Üç Kere Büyük Hermes denir , çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 6:53 pm

Açıklama

«Hiç yalan olmadan doğrudur , kesindir ve çok gerçektir.»

Metin öncelikle söylenenlerin doğru olduğunun ve yalancı bilimlerle ilişkisinin olmadığının söylenmesi ile başlar. Bu bir anlamda kendini doğrulamaktır. Burada “çok gerçektir” ifadesi de anlamı kuvvetlendirmekte, belki de eski nitelemeler düşünüldüğünde Güneş’e atıfta bulunulmaktadır. Güneş ve onun sembolize ettikleri “en gerçek” olarak kabul edilmektedir.

«Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir , ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler. »

Daha sonra ise Yukarıda olan ile aşağıdaki olanın birliği vurgulanarak dönemin en önemli ezoterik yasası ifade edilmektedir. Bu aynı zamanda astrolojiye de temel teşkil etmektedir. Buna göre macrocosmos ile microcosmos arasındaki bağlantı kesindir ve ikisine de hükmeden Tanrısal yasalardır. Bu tanrı’nın bir mucizesinin görüntüsüdür.

Bu ifadenin bir başka yorumu da aslında burada filozof taşından söz edildiği şeklindedir. Bu taş yukarı ile aşağısı arasında , başka bir deyişle insan ile tanrısal özü arasında bir ilişkiyi belirmektedir. Bu ise her şeyin bir olmasından, başka bir deyişle insanın tanrıdan çıkması mucizesinden olanaklı olmaktadır. Öyle ise bu yoruma göre aslında Simyanın ana amacı olan Filozof taşı ortaya konmuş olmaktadır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 7:18 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 7:31 pm

«Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden , bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı. »

Burada ise her şeyin Tanrı’dan ya da Tanrısal tözden geldiği bir kere vurgulanarak yaradılış ifade edilmiştir. Bu ifadelerdeki anahtar sözcükler meditatio ve adaptatio’dur. Meditatio derin düşünmeyi ifade eder ancak buradaki anlamıyla , bir eylemi ifade etmekte ve Tanrı iradesini belirtmektedir. Adaptatio ise daha anlamlıdır. Adaptatio , adaptasyon, uyarlama anlamına geldiği için, tek olandan uyum içinde çıkmak , zaten bu tek olanın içinde her şeyi barındırdığını ve uyarlanarak varolan her şeyde bulunabileceğini göstermektedir.

Simya yorumunda ise tek olanın materia prima olduğu ve bir takım işlemlerden sonra başka şeylere dönüşebildiği söylenmektedir.

«Güneş onun babasıdır, Ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, Toprak beslemiştir.»

Bu ifade daha da semboliktir. Güneş ve Ay birleşmesi Simyada kutsal birleşmeyi sembolize ettiği gibi Güneş ateşi, Ay da suyu sembolize eder. Böylece dört element düşüncesi burada yerini bulmuş olur. Güneşin baba olması ise tanrısal yaratıcı gücü belirtmektedir.

«Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter. »

Buradaki ifade de telesma sözcüğü farklı anlamları ifade edebilmektedir. Bazı yorumlarda irade/güç anlamına gelmekte , bazı yorumlarda da mükemmelliği göstermektedir. Her iki anlamda da tanrısal töze atıfta bulunduğu açıktır. Tanrısallığının farkına varmış insan toprağa dönerse , yani maddede her şeye gücü yetebilecek durumda olur.

«Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan ; bu büyük bir maharetle olmalı. Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek , ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak . Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak ; bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.»

Burada ezoterik düşüncenin temel prensipleri açıkça ortaya konmuştur. Yukarıda da açıkladığımız gibi, Tanrısallığının farkına varmış insanın madde üzerinde kontrolü olanaklı olabilir. Ancak bunun için sübtil olan kalın olandan ayrılmalı , yani ruh maddeye olan esaretinden kurtulmalıdır. Bu ancak kendi nefsimizden kurtulacağımız inisiyasyon ile olanaklı olmaktadır. Maharet buradadır. Tanrısal tözünün farkına varan gökyüzüne çıkmış olur , ancak yine maddi aleme dönerek , maddeye hükmederek , yaşamına devam etmeli ve bu dünyada alacaklarını almalıdır. Artık bundan sonraki hayatta , bu aşama bir kere geçildikten sonra karanlıklar uzak olur.

Bu düşünceyi Nicolas Valois şöyle ifade etmektedir : “Solvite corpora et coagulate spiritum “. Türkçe ifadesiyle, bedeni çöz, ruhu pıhtılaştır , anlamına gelen bu ifade de ruhun bedenin esaretinden kurtularak evrimleşeceğini belirtmektedir.

Ancak bütün düşüncelerde varolan ruhun bedenin esaretinden kurtulduktan sonra madde yokmuş gibi yaşamak değil, kişinin bunun farkına vararak günlük yaşantısına devam etmesi esastır.

Metin, bundan sonra yaradılışın da bu şekilde olduğunu ve her varolanda Tanrısal tözün varolduğunu söyleyerek son bulur.



KAYNAKÇA

HERMES TRISMEGISTE , La Table d’Emaurade , Les Belles Lettres, Paris, 1995

EVOLA Julius , The Hermetic Tradition , Inner Traditions International , Vermont, 1994

FONTANA David, The Secret Language of Symbols , Pavilion Books , London , 1993

GÜRSU Faik, Esoterik Astroloji, Güzel Sanatlar Matbaası A.Ş. , İstanbul,1992

KLOSSOWSKI DE ROLA Stanislas , Alchemy , The Secret Art , Thames and Hudson, London,1992

RACHET Guy , Hermès Trismégiste , Le Grand Texte Initiatique de la Traditon Occidentale , Editions Sand, Paris, 1996

TEZ Zeki , Kimya Tarihi, V Yayınları, Ankara , 1986

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 10:22 pm


Zümrüt Tabletlerden-IV
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 10:24 pm

Zümrüt Tabletlerden-IV
Her ne varsa düşüncedir,
Yaratıcı’dan doğan düşünceler.

Mükemmel olmayanlar kavrayamazlar
sonsuza kadar mükemmelleşmiş olanı.
O gizlidir, yine de apaçıktır her yerde,
O’nun varlığı bilinir düşünce yoluyla ancak.
Yoktur O’nun mahrum olduğu
ve muhtaç olduğu bir şey.

***

“Bütün”, birçok parça değildir,
sadece kısımlardan oluşmuş bir “bütün”dür.
Onlara “ayrı ayrı baktığınız” zaman,
her şeyin çok olduğunu düşünürsünüz.
Ama “görebildiğiniz” zaman hepsinin “Bir”e ait olduğunu
ve Bir’den aktığını,
tüm parçaların bütünleşmiş olduğunu
ve birbiriyle bağlantılı olduğunu anlayacaksınız.

***
En yücesinden en alttakine kadar her şey
Bir varlık zinciriyle
O’nun iradesine bağlıdır.
Değişken her şeyin yaratıcısı O’dur.

***
Gözün görebildiği şeyler
fantomlar (hayal) ve illüzyonlardır ancak.
Göze görünmeyen o şeyler gerçektir yalnızca.
Hepsinin üstündedir güzellik ve iyilik fikirleri.
Göz O’nun varlığını göremediği gibi,
bu büyük fikirleri de göremez.
***
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 10:25 pm

Zihin hapsolunamaz,
her yerde olabilir,
ve her şey içinde mevcut olmaktadır.
Ve onun kadar hızlı değildir hiçbir şey.
Deneyimle de gör;
kendini yabancı bir ülkede hayal et!
Okyanusu düşün ve işte oradasın.
(Bunu yaparken) cisimlerin hareket ettiği gibi hareket etmemişsindir,
Ama yolculuk etmişsindir mutlaka.
Göklere uç yüksel;
kanatlara ihtiyacın olmayacak.
Seni engelleyemez hiçbir şey;
ne Güneş’in yakıcı sıcaklığı
ne de dönüp duran gezegenler.
Tezahür ettirilmiş olanların sınırlarına ilerle!
Taşmak ister misin hiç
kozmosun sınırlarının ötesine?
Senin zihnin için o dahi mümkündür.
Hissedebiliyor musun şimdi
hangi güce sahip olduğunu?
Bütün bunları sen dahi yapabiliyorsan,
öyleyse seni Yaratan nelere kadirdir,
bir düşün!
***
Zihin nasıl biliniyorsa düşünceler vasıtasıyla
O da bilinir yarattıkları vasıtasıyla.
Bütünlüğün her şeyi kuşatan yazarıdır O,
her şeyi dokuyandır “hakikat kumaşı”na

***

O’nu görmek mi istiyorsun?
Bak hayatla dolup taşan maddeye,
içerdikleriyle birlikte kalp gibi çarpan.
Tefekkür et dev bir beden olan kozmosu!
Göklerin ruhsal ateşini gör,
Güneş’le ışığa dönüşen ve
Dünya’ya iyilik olarak saçılan.

***

Heykeller ve portreler öylece oluşmazlar,
bulunmadıkça bir heykeltıraş ya da ressam.
İnsan denilen böylesine yüce eserin yok mudur bir yapıcısı?

***
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 10:32 pm

Kozmos hayattır, tümüyle.
Yoktur
ve hiç olmamıştır
ve hiç olmayacaktır
ölü/cansız olan bir şey kozmos içinde.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 11:10 pm

ZÜMRÜT TABLETLER / VII
[29] Bölgede saptanan tüm veriler, burada açıklanan ikinci varsayımın geçersiz olduğunu göstermektedir.
[30] Raporda saptanan atmosferik etki, Antik halkların Marduk hakkındaki anlatılarını destekler içeriktedir.
[31] Damıtık madde haline gelme. Halla-san dağının yapısıyla karşılaştırınız.
[32] Khem-Mu kültüründen Afrika’da Klimanjaro dağıyla, buranın ardından Akdeniz, Anadolu ve Yunan kültürlerine Olimpos adlı dağlarla Ararat dağına miras kalan Atlas dağı (Tanrıların dağı) ?
[33] Ruhlar-odası, olasılıkla Erg nehrinde (Ölüler denizi-Nun-Akheron) ölenler için düzenlenmiş, kutsal bir yer olmalıdır. Sacred Sites in Korea: (www.sacredsites.com/asia/korea/korea.html-39k).
[34] Ayrışık durumdaki elementlerin.
[35] Pasifik Bölgesi Civarında Magmatik Oluşumlar: (www.agu.org/meetings/wp04/wp04-sessions/wp04_V32A.html-17k).
[36] Zu’l-Karneyn şeklindeki yazımın, islâm dinindeki göksel olayları adlandıran “Zi-l-hicce” ve “Zi-l-kade”nin yazılışalarına benzerliği nedeniyle, en doğru yazılış olduğu anlaşılmaktadır. Yani burada, tire ayrımından önceki “>Zu’l< = Göksel bir olayı; tireden sonraki “>Karneyn< = Karni olayını ifade eder bir bileşik kelimeyi ifade etmektedir.
[37] Mansel, A. M. (1963) Ege ve Yunan Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, s.16-22.
[38] ML./V.502-504.
[39] Lost Worlds Page 19-Homo Sapiens Rises-to 200000 BC: (www.danbyrnes.com.au/lostworlds/timeline/lwstory19.htm-53k).
[40] Erhat, A. (2002) Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, s.254-257. Sigmund F. (1999) Dinin Kökenleri, Çev. S. Budak, Öteki Yayınevi, Ankara, s.236, 237.
[41] Ateş’in bulunuşuyla ilgili bir Altay mitosu için bkz. Bahaeddin Ögel, B. (2006) Türk Mitolojisi, CI, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, s.55.
[42] Kansu, a.g.e., s.94, 95.
[43] İçine karışan demir hidroksit miktarına göre pas sarısı, kızıl veya koyu esmer renk almış gevrek kil.
[44] Babil’de ele geçen bir silindir mühürdeki Marduk betimlemesinde, tanrının eteği üzerinde betimlenmiş araba tekerlekleri motiflerine bakınız. Düzgüner, F. (2007) “Bir Güneş (Ateş Kültü” Tapınağı: Pantheon”, mimar.ist, Sayı:26, Şek.9.
[45] Herodotos (1991) Herodot Tarihi, Çev. M. Ökmen, Remzi Kitabevi, İstanbul, s.8.
[46] Düzgüner, F. (2009) “Aklanmayı Hak Eden Tarihçimiz: Herodotos”, (www.hermetics.org/herodotos.html - 113k).
[47] Kimya biliminde, laboratuvarda damıtma işlemi sırasında kullanılan, geniş karınlı dar boyunlu cam kaplara verilen isimdir. Gaz sanayiinde, bir fırında damıtılacak kömürün konulduğu, yatay veya düşey yerleştirilmiş, ateşe dayanıklı uzunca bir kaptır. Karni kafası denilen parça, fırının dışında kalacak şekilde, içerideki gazın dışarıya çıkmasını engelleyecek biçimde yerleştirilip, karni ile fıçı arasındaki bağlantıyı sağlar. Dökme demirdendir. Damıtma sırasında, içeriye havanın girmesini önleyecek şekilde, bir tamponla sıkı sıkıya kapatılır. Bkz. ML./XI.16. Uzak Doğu’da “karni” olayına işaret eden bilimsel veriler için Bkz. Düzgüner, F. mimar.ist, Sayı: 26, s. 106, dn.57
[48] ELASIPPOS= (“Ela” kökünden Elapse+sip+pose): Üzerindeki buzulları, kısa zamanda ve şaşırtıcı biçimde yudumlayarak içip bitiren kıta; MESTOR= (“Mest” kökünden Mestizo: Melez. Kırma. İki ayrı ırktan gelen insanların bulunduğu yer; EVAIMON= (“Eva” kökünden Evacuate, ya da Evacuee): Tehlike yerini (Asya’daki tektonik olaylar) boşaltan, tahliye eden, uzaklaşan insanların oturdukları yer; AMPHERES= (“Amp” kökünden Ampere): Elektrik akımının (Marduk-Apollon Karneios ve tektonik olaylar) en güçlü yaşandığı yer; GADEIROS= (“Gad” ve “air” kökünden ): Başıboş dolaşan. Güneşe serilen (Herodotos’ta “Güneş sofrası). Ateş gören (Ateşe gösterilen), [Marduk-Apollon Karneios’un yeryüzüne teğet geçtiği yön, Afrika’da Turkana gölü-Çin’de Ordos (Yen-men) doğrultusuydu] toprak parçası; MNESEUS= (“Mne” kökünden Mnemonic= Mnemosyne): Hafızaya yardım eden. Hafızayı kuvvetlendiren. Hafızaya ait. Hafızalarda kalan. Unutulmayan; AUTOKHTON= (“Autochton): Esas yerli. Bir yerin kadim insanı; AZAES= (“Azalea” dan): Amerikan hanımeli (beyaz çiçekli). Açelya. Rho>aDİAPREPES= [“Diap(h)” kökünden Diaphragmatic. Diaphysis. Diapositive. Diaper]: Diyafram gibi. Kemik gövdesi. Diyapozitif. Çocuk bezi. Bu bezi sarmak, değiştirmek (gerçekten Antarktika, dünyanın altına sarılmış çocuk bezini andırıyor). Bize göre Platon’un “İkiz kıtalar” teorisi, yeryüzünde tüm olup bitenlerle, Uzak Doğu’dan Batı’ya yapılan göçlerin neden ve anlamlarına tamamen açıklık kazandırmaktadır.
[49] Lapita kültürü, adını Homeros’ta “Lapith”ler olarak geçen ve Etiyopya’ya, Mısır’dan adalar yoluyla Yunanistan’a varan halklara dayalı bir kültür olmalıdır. Homeros (1988) İlyada, Çev. A. Erhat; A. Kadir, Can Yayınları, İstanbul, s.XII 127-194.

[50] Büyük olasılıkla Adem’in ışıklar içinde (güneş) tasvir edildiği bir Aztek betimlemesi için Bkz. Townsend, R. F. (2001) Aztekler, Çev. M. Özdemir, Arkadaş Yayınevi, Ankara, s.60, Res.34. Kimi Alevi topluluklarında, Hz. Muhammed’in güneşi temsil ettiği yorumu hakkında Bkz. Çoruhlu, Y. (2006) Türk Mitolojisinin Anahatları, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, s.204.

[51] Doreal’de “Thoth” olarak geçen adı, aslında olduğu gibi “Djehuti” olarak ifade etmeyi daha doğru bulduk.

[52] Metine ait dipnotlar, tabletlerin yanlız Mezoamerikan kültürlerinin temsilcisi Yukatan’da Maya’lara ait olduğu söylencesine göre değil, aynı kökene bağlı Mısır’a ait olduğu da varsayılarak değerlendirilmiştir.

[53] Atlantis, yani yeryüzü kastedilmektedir.

[54] Tufanın meydana geldiği İÖ 4. binde yazının keşfedildiğini, Tokar “A” yazısının varlığından biliyoruz. Aynı yazıcılar Maya mitolojisinde de yer almaktadır. Maya’ların İkiz kahramanlarından yazmanların koruyucusu tanrı Hunahpu; yazmanların tanrısı maymun adam; sayfaları paravan biçiminde katlanan bir kodekse yazı yazan Tavşan tanrı betimlemeleri için Bkz. Coe. M. D. a.g.e., s.112, 119, 200, Lev. XVII, Res.60, 136.

[55] Amenti, Mısır Ölüler kitabında da “Amenta” olarak geçmektedir ve üstteki kubbe şeklinden, aşağıya doğru uzanan üçayak biçemli bir sembolle ifade edilmiştir. Uzayın karanlık boşlukları anlamındadır. Karşılaştırma için Bkz. A-men-eul-ho kiu-pi-che. Chavannes, E. (2006) Batı Türkleri Tarihi, Töre Yayın Grubu, İstanbul, II. 344. İfadenin açılımı: Eul= Kara; Ho= Prenslik; Kiu-pi-che= Bir Türk ünvanı. Bu çerçevede ifade; “Amen’in karanlık (yer altı) prensliğinin kiu-pi-chesi” anlamına geliyor.

[56] Afrika’ya varan Nuh peygamber, ya da Amerika Kıtası’na çıkan tanrı Viracocha veya Quetzalcoatl.

[57] Afrika’da Eti’ler; Amerika’da ise, bu kıtaya sonradan gelen Ainu’lar (Jomon) ?

[58] Günümüzde de aynı adla anılan Undal dağı (Undal-san), Kuzey Kore sınırları içinde, Gaeseong kenti yakınlarındadır. Yaz ortasında bile insanın kemiklerini donduracak derecede soğuk olan Gimryongsa (Naenggol-Soğuk vadi) vadisi, doğal güzelliğiyle, cennetten bir köşe gibidir. Bölgenin, Büyük tufanın koptuğu Sinhalien’le olan karşılıklı konumu, Djehuti’nin, Atlantis adası kapsamında söylediği Undal adası deyimine ek olarak, Kore isminin içinde gizli “KEOR” adıyla birlikte, Undal adasının* burası olduğu açıktır.

* Bu dönemlerde yarımada teriminin olup olmadığını bilmiyoruz. Buradaki “ada” terimi, büyük olasılıkla günümüzdeki yarımadaya işaret etmekte olmalıdır.

[59] Amenti adı, Anadolu İon ve Yunan mitolojisindeki Akheron ırmağı ve kayıkçı Kharon mitosunu hatırlatır. Ancak, içerdiği kapsamlı ayrıntılarıyla, bu mitosun kaynağını oluşturduğu açıktır. Amenti, ölüm olayı ve bu sırada bedeni terkeden ruhların, ölüm ötesine geçişlerindeki hallerini ifade etmektedir. Öte aleme geçiş, üzerinde kayıkların betimlendiği okyanus, Mısır ölüler kitabındaki papirüslerde “Nun”dur. Ölüler, içinde merdiven bulunan bir kayıkla Nun’u geçer ve “hakikat salonu”na ulaşır. Merdiven, bu geçiş sırasında, ruhun yükselmesine işaret etmektedir. Anadolu-Yunan mitolojisinden farklı olarak, kayığın dümencisi, kimi zaman Khu-en-ua, kimi zamansa Horus’tur. Bedeni terk eden varlığın yargılanmasındaki olaya, Osiris başkanlık eder. Olasılıkla, Hıristiyanlarda “Amen”, İslam’da da “Amin”in kökenidir.

[60] Kökeni, eskiden Orta Asya’daki “Kem”, yani tanrının gözüne (oculus) benzetilen Sincan’daki Taklamakan çölü [Tarım havzası-Sincan (Xinjiang) özerk bölgesi]. Tufan öncesi, bölge çöl olmadan önce burada yaşayan Khem-Mu insanları. Djehuti, tufan sonrasında Amerika’ya göçen insanların, burada kurdukları en son kültürü oluşturan Mayalara, “Khem insanları” olarak sesleniyor.

[61] Djehuti burada, artık kendisinin hatırlanmayacağına inandığı, çok ileri bir zaman diliminde yaşayacak insanlara hitap etmektedir.

[62] Khem insanları için söylenen “zamanında yaşadıkları mağaralar” sözüyle, büyük olasılıkla Chou adamının zamanında yaşadığı Choukoutien vb. mağaralar kastedilmekte olmalıdır.

[63] Bunlar, Tevrat’ta “Nefilim” ve “uzun boylu Şebalılar”, Kâşgarlı Mahmûd’un “Kitab-ı Lûgat-ı Türk” adlı eserinde “Horhor”,Yunan mitolojisinde Titan-Kyklop, olarak geçen, çok uzun boylu insanlar olmalıdır. Kur’ân-ı-Kerîm’de Âd kavmi olarak geçiyor. Tevrat (1974) Kitabı Mukaddes-Eski ve Yeni Ahit, Kitabı Mukaddes Şirketi, İstanbul, Tekvin, 6. 4. Kur’ân-ı Kerîm (1962) Çev. Besim Atalay, Doğan Kardeş Matbaacılık Sanayii A. Ş, İstanbul, Hûd.52-62, İbrahim.10, Şüara.119, Kamer.18, Elhakka.4, 6, Fecr.5.

[64] Petroglyphs Pictographs Cave Paintings Geoglyphs-Crystalinks:(www.crystalinks.com/petroglyphs.html-20k).

[65] Marduk’un (Nibiru) dünyanın atmosferine sürtünmesi sırasında, volkanları tetiklemesiyle oluşan sarsıntı. Bu sürtünmeden çıkan ateş (?).

[66] Agwanti adı, Mısır’ın ölüler kitabında geçer. Şamanın, Hayat Ağacı’ndan göğe yükselmesine benzer biçimde, ruhun göğe yükseliş, ya da tırmanışınına işaret etmektedir. Burada, “tanrının yüksek (sonsuz) gücü” anlamına geliyor.

[67] Güneş’in de etkisi altında olan, yeryüzündeki volkanlar.

[68] Güneş.

[69] Magma’daki ateşte oluşan değişimler, çiçeğe benzetilmiş. Tıpkı, Anadolu-Yunan ve Roma tapınaklarında abaküs’ün (tamu-hesap tahtası-ölüler diyarı) altında yer alan İon ve Korinth nizamı sütun başlıklarında betimlenen, lotüs ve palmet motiflerinin temsil edildiği çiçekler gibi.

[70] Deprem, ya da volkan patlamalarından önce duyulan ve dipten (Karanlık, Hades, Ölüler diyarı) gelen sesler.

[71] Büyük Nuh tufanı anlatılıyor.

[72] Güneş tapınağı. Bu tapınak, büyük olasılıkla X’ian’ın güneyinde yer alan Büyük Beyaz Piramit (Adem’in piramidi ?) olmalıdır.

[73] Deniz suyunun içinden fışkıran lamar kastediliyor. Düzgüner, F., mimar.ist, Sayı:28, s.103.

[74] Quetzalcoatl’ın (İnka’larda Viracocha) yapacağı gemi kastedilmektedir. Acaba Quetzalcoatl, gemi yapmayı suların çok ötesindeki Eti’lerden (Aith’ler) mi öğrenmişti? Bkz. Düzgüner, F. (2009) “Yazılıkaya’da Eti’lerin (Aith’ler= Yanıklar) Kem (Khem) Sembolleri” (www.hermetics.org/etiler.html).

[75] Homo erectus ya da Homo sapiens’in nesilleri.

[76] Tabletler şayet gerçekse, bunların Nuh’la birlikte batıda Afrika’ya; Quetzalcoatl ve Viracocha ile de Mezoamerika’ya varan Djehuti’lerin ölümünden çok sonra, Afrika’da Mısır ve Büyük Sahra; Amerika’da Yukatan’ın kuzeyindeki Büyük çöl, Mojave ve Chihuahuan bölgelerinin çölleşmesinin ardından bir süre sonra kaleme alınarak değiştirildiği anlaşılıyor. Djehuti’nin kaynaksal belgelerinin nerede olduğu hakkında bilgi yoktur. Ancak bölgeyi bilen, belgeleri yeniden kaleme alan ve bölgenin önceki halinden haberi olmayan kişinin, artık çölleşmiş olan topraklara bakarak bazı noktaları değiştirdiği, ya da bu değişikliklerin günümüzdeki tercümelerde gerçekleştirildiği açıktır.

[77] Tanrı’nın gemisi. Gemi, Quetzalcoatl ya da Viracocha tarafından yapılmasına karşın, inşası tanrı tarafından bildirildiği için, metinde “tanrının gemisi” olarak anılmaktadır.

[78] Büyük Beyaz Piramit’in doğu yakınında, Türklerdeki adı Erg olan Akheron’un (Nun-Ölüm denizi, Katranlı nehir. Günümüzde, 10,230 m derinliğiyle Japon, Sarıdeniz, Doğu ve Güney Çin denizleri) karanlık derinliği anlatılmak isteniyor.

[79] Büyük tapınak’la kastedilen, Büyük Beyaz Piramit olmalıdır. Olasılıkla burada, Adem’in mezarına yapılan sunu ve duaların, sel baskınını, insanlar yararına biraz geciktirdiği anlatılmak istenmiş olabilir.

[80] Batıda Afrika ve Avrupa; doğuda Amerika’ya Prehistorik dönemlerde Asya’dan göçmüş yerliler. Olasılıkla, Herodotos’un Afrika’da “Mağara Etiyopya’lıları” dediğine benzer halk.

[81] Titremeli bir ışık.

[82] Atlas dağı. Afrika’da bugünkü adıyla Klimanjaro’ya benzer, Mezoamerika’daki kutsal bir dağ olmalıdır.

[83] Büyük bir bölgede başımıza gelen herhangi bir felaketi, bir başkasına, “Dünyamız yıkıldı, mahvolduk”, şeklinde nakledebiliriz. Djehuti’nin burada dünya anlamında “Atlantis” dediği anlaşılıyor.

[84] Ölüm kastediliyor. Uzayın karanlıkları olarak betimlenmiş.

[85] Güneş.

[86] Tanrı.

[87] Kainat’ın.

[88] The Emerald Tablets of Thoth: (www.crystalinks.com/emerald.html-4k).

[89] Bu kitabın kaynağının, Nun (Ölüm denizi, Erg nehri, Akheron ırmağı, Lo nehri) denizi olduğu ortadadır.

[90] Mısır’da Nun denizi, tanrıça Selket’le (Serqet, Serket) özdeşleştirilmiştir. Yukarı Mısır’da (Nübye-Nubia),

Eski Krallık’tan beri bilinmekteydi. Kralı koruma dahil, hekimlik ve büyü tanrıçasıydı. Kısaca, kralın

hekimiydi. Nun’la (Ölüm denizi) bağlantılı olarak sembol hayvanı akrepti. Tanrıça, Nun deniziyle olan ilişkisi

ve akrep ünvanıyla, bizlere nehirleri tetikleyen tanrıça Tethys’i hatırlatıyor. İsminin hecelerini oluşturan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 1335
Kayıt tarihi : 10/01/10
Yaş : 51

MesajKonu: Geri: ZÜMRÜT TABLET   Perş. Haz. 27, 2013 11:11 pm

Sel” kelimesi, hem Nuh tufanı sırasında oluşan seller ve hem de Türkçedeki “sel” kelimesi nedeniyle; “Ket” kelimesi ise, yine Türkçedeki, bir şeyi engellemek, ket çekmek anlamına gelmesi bakımından ilgi çekicidir. Zaten, yere uzanıp sellere ket oluşturur şekilde tasviri de buna işaret ediyor. Ayrıca akrep sayısındaki artışın sele neden olduğu hakkındaki inanışın, Selket’le ilişkili olduğu kanısındayız.

[91] Moral, uyum, adalet, gerçeklik ve kozmik nizam tanrıçasıydı.

[92] Her gün, sabahları tekrar doğan güneş diskiyle, yeniden doğumu simgelemiştir.

[93] Eski Dünya topraklarının (Asya) tanrısıydı. Atum ve Nut hariç, Osiris ve tüm tanrıların babası sayılmıştır.

[94] Tüm sihir, doğaüstü güçler ve mucizelerle büyücü, sihirbaz, hekim tanrıçasıydı. Tanrıça bu hünerleriyle Uzak

Doğu ve Amerika kıtasındaki Türklerle Kızılderililerin, şaman ve büyücülerini hatırlatır.

[95] Tanrı Re’nin Güneş kayığının bekçileriydiler.

[96] Tevrat’taki verileri, günümüz takvimine uygularsak, Tufan, İÖ 3500’de şubat ayının 17’sinde, yani İÖ 17.02.3500’de başlamış. Kırk gün yağan yağmur İÖ 27.03.3500’de bitmiş (Şubat ayının 30 gün üzerinden hesaplandığı anlaşılıyor). Ancak, çöküntülerden oluşan su yüksekliğinin, tufanın başlangıcından, yani İÖ 17.02.3500- İÖ 17.07.3500 arasında 150 gün sürdüğü anlaşılıyor. Buna göre gemi, İÖ 17.07.3500’de Ararat’a (Klimancaro) oturmuş olmalı. İÖ 01.10.3500’de dağların başları görünmüş. Kırk gün sonra, yani İÖ 10.11.3500’de, toprağı denemek için kunguz ve güvercin gönderilmiş. Yedi gün sonra, İÖ 17.11.3500’de gönderilen güvercin konacak bir yer bulamadığından, gemiye geri dönmüş. Bundan da yedi gün sonra, İÖ 24.11.3500’de gönderilen güvercin, ağzında yeni koparılmış bir zeytin yaprağıyla dönünce, suların iyice çekilmiş olduğu anlaşılmış. İÖ 01.01.3499’da toprağın yalnızca yüzeyinin, İÖ 17.02.3499’da da tamamının kuruduğu anlaşılıyor. Buna göre, şayet Djehuti’nin tuttuğu notlar İÖ 17.02.3500’deki tufanın başlangıç tarihiyle, dağların başlarının göründüğü İÖ 01.10.3500 tarihleri arasındaki sekiz ayı kapsıyorsa, tasvirdeki sekiz nokta, bu sekiz aya ait belgeleri içeriyor olabilir. Djehuti, bundan sonra İÖ 17.02.3499’a kadarki zamanı ise, karaya çıkma çalışmalarına ayırmış olmalı. Tevrat, Tekvin: 7.1-17, 24, 8.1-14.

[97] Bu sözü, bileşik kelime olduğu anlaşılan Erg>enek

“Çiftçi, Erg nehri kıyısındaki toprakları on’mak (onarmak) üzere enek’lerken” = Günümüz Türkçesine göre

“Erg nehri kıyısındaki toprakları, ekin ekmek (onarmak) için sabanla sürerken”, gibi.

[98] Bugüne dek “Tanrılar geçidi” olarak yorumlanmış olan, ancak ellerindeki kalıç’larla (orak) hasata giden köylüler olduğu anlaşılan Eti’lerin, Yazılıkaya’daki kabartmalarıyla karşılaştırınız. Her iki kalıç tipi, birbirinin aynıdır. Bkz. Düzgüner, F. (www.hermetics.org/etiler.html).

[99] “Tyke”, ya da “tike”, adi köpek, sokak köpeği anlamına geliyor. Köpeğin küçük dışkısını bırakmasına, yakın geçmişimizde “si’mek” denirdi. Köpekler si’erek, bir bölgenin kendilerine ait olduğunu yani diğerleriyle aralarındaki sınırı belirlerler. Bu ifade, çocukların seksek oyunlarında işaretlenen düz çizgi, dikdörtgen veya üçgenlerin sınırlarını belirleyen çizgiler için de kullanılırdı. “Si’ye bastın, yandın, oyundan çık!” vb. gibi. Bu çerçevede Styks (Si >tyke(s)= Si Kiang), köpeğin “si”sine, yani çizdiği bir sınıra işaret etmiş olabilir. Bu sınır büyük olasılıkla, güneydeki Yunnan’lılarla kuzeydeki Türkler arasındaki bir sınırdı. Redhouse Sözlüğü, İngilizce-Türkçe, (1986) Redhouse Yayınevi, İstanbul.s.1062. Si Kiang-Xī jiāng nehrinin adının, günümüzdeki Çince’de taşıdığı anlamları araştırdık. Tespit edebildiğimiz anlamlar, yukarıdaki tespitlerimize benzer şekilde ve şöyle: Jiang (Kiang)= Sınır, hudut, yular, yular takarcasına bir kimseye (kimselere) engel olmak, iple asmak
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://islamadogru.yetkinforum.com
 
ZÜMRÜT TABLET
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
(¯`'·.İSLAMA DOGRU¸.·'´¯)¸ :: MUCİZELER-
Buraya geçin: